Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, yarıyıl tatilinde her boş anı yapılandırılmış etkinliklerle doldurmanın çocuğun kendi iç sesini duymasını zorlaştırdığını belirtti. Sömestr tatilinin, akademik bir mola olmanın yanı sıra bireysel kimliğin gelişimi için de önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.
Çocukların kendini keşfetme sürecinin oyun, hayal kurma ve özgür zamanla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Karaçiçek, "Canı sıkılmasına izin verilen, kendi oyununu kurabilen çocuklar; problem çözme ve duygusal esneklik açısından daha güçlü beceriler geliştirir" dedi. Tatilin, çocukların farklı yönlerini deneyimlemesi için bir şans olduğunu, bu süreçte ebeveynlerin çocuğun isteklerine saygı duymasının kritik önem taşıdığını söyledi.
Ebeveyn tutumunun bu keşif sürecinde belirleyici olduğunu kaydeden Karaçiçek, yönlendirici cümleler yerine gözlemleyen, destekleyen ve cesaretlendiren bir tutumun çocuğun özgüvenini güçlendirdiğini aktardı. Çocuğun kabul gördüğünü hissetmesinin, yeni denemelere açık olmasını ve hata yapma korkusunu azalttığını belirtti.
Karaçiçek, tatil döneminde çocuklardaki sessizleşme veya aşırı hareketlilik gibi davranışların duygusal ihtiyaçlara dair sinyaller olabileceğine dikkat çekti. Bu sinyalleri anlamaya çalışmanın, çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırdığını ve kendini tanıyan çocukların daha sağlıklı kararlar alabildiğini vurguladı.
Klinik Psikolog Karaçiçek, çocuğa yeterli alan tanınan bir tatilin ruhsal gelişimi destekleyen kalıcı bir deneyime dönüştüğünü söyledi. Programda boş zamanlara yer açılmasını, çocuğun ilgi alanlarının yönlendirmeden desteklenmesini ve tatilin bir performans dönemi değil, bir keşif süreci olarak görülmesini önerdi.