Menü Güney Gündemi
Tarih: 10.03.2026 09:14
Fikir Atölyesi Derneğinden (FAD) hafta sonu Semineri

Fikir Atölyesi Derneğinden (FAD) hafta sonu Semineri

Facebook Twitter Linked-in

Almanya' nın Kuzey Ren Vesfalya Eyaletinde çalışmalarını sürdüren partiler ve inançlar üstü bir sivil
toplumu olan FAD, Friedrich-Ebert-Vakfının ( FES) desteğiyle Willebadessen kasabasındaki Hotel
Jägerhof`ta bir hafta sonu semineri düzenledi. Dernek Başkanı Orhan Göktan ve semineri yöneten
yönetim kurulu üyesi Birol Keskinin katılımcıları ve konuşmacıları selamlamasıyla başlayan seminerde
Almanya'nın göç ve uyum politikaları, ABD, İsrail' in İrana saldırısı Ortadoğudaki politik krizler gibi
önemli konular masaya yatırıldı. Seminere aralarında çalışmak için Almanyaya yeni gelen
akademisyen vatandaşlarımızında bulunduğu 32 kişi katılırken konuşmacılar ise gazeteciler Mehmet
Tanlı, Adnan Aytaç ve emekli sosyal danışman Aydın Sayılan oldular.

"Almanya' ya Türkiye' den işgücü göçü her şeye rağmen bir başarı hikayesidir"
İlk konuşmacı göç uzmanı- gazeteci Mehmet Tanlı slaytlı sunumunda şunları söyledi; '' Dünya çapında
şu an 304 milyon insan göç etmekte farklı nedenlerle yer değiştirmektedir. Bunun 107 milyonu
mültecidir, sığınmacıdır. Dünyada geçmişte çok büyük göçler olmuştur. Türkiye' nin tarihinde bir
Mübadele var , Türkiye ile Yunanistan arasındaki insan değiş tokuşu. 1,5 milyonun üstünde insan
doğdukları topraklardan koparılmıştır. Uzun yıllar Almanya kendisini bir göç ülkesi olarak kabul
etmedi ama büyük işgücü açığı, azalan nüfusu nedeniyle son yıllarda göç politikalarında değişikliğe
gitti. Almanya son dönemde vasıflı iş gücü ihtiyacı ile iltica süreçlerinin kısıtlanması arasında bir denge
kurmaya odaklanmaktadır. 2025-2026 yılları itibarıyla Almanya, göç kurallarını daha net hale
getirirken, entegrasyon beklentilerini sertleştirmiştir. Her şeye, tüm zorluklara rağmen 1961 de işgücü
anlaşmasuyla Türkiyeden başlayan bu göç serüveni bir başarı hikayesidir bunu herkes kabul etmelidir
'' dedi.



Seminerde Mehmet Tanlı' nın sunumunda öne çıkan başlıklar şunlardı:
1. Nitelikli İşgücü Göçü Yasası ve Değişiklikler
2. İltica Politikalarında Sertleşme (2026)
Sınır Düzenlemeleri: Almanya, özellikle 2026 itibarıyla AB iltica reformları (GEAS) bağlamında iltica
yasalarını sertleştirmiştir.
Sınır Dışı İşlemleri: İltica başvurusu reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesi ve suç işleyen
mültecilerin daha hızlı gönderilmesi politikalarına hız verilmiştir.
3. Vatandaşlık ve Oturum Yasası Değişiklikleri (2025-2026)
Vatandaşlık Süresi: Daha önce tartışılan 3 yıl sonra vatandaşlık istisnaları, 2025 sonu itibarıyla
kısıtlanmıştır. Genel kurallar daha sıkı hale getirilmiştir.
Çifte Vatandaşlık: Çifte vatandaşlık hakkı genişletilmekle birlikte, vatandaşlığa kabul için ekonomik
bağımsızlık (devlet yardımı almamak) ve temel değerlere bağlılık şartı vurgulanmaktadır.
4. Uyum ve Entegrasyon Kursları
Zorunlu Kurslar: Almanya'ya yeni gelen ve Almanca bilmeyenler için entegrasyon kursları (dil ve
oryantasyon) zorunludur.
Kurs Kısıtlamaları: Artan göç baskısı nedeniyle uyum kurslarında 2026 itibarıyla kısıtlamalara gidildiği
bildirilmiştir.

Göçmenlerin Ayrılışı: İş gücü açığına rağmen, uzun uyum tartışmaları ve göçmen karşıtı söylemler
nedeniyle bazı göçmen kökenli akademisyenlerin Almanya'yı terk ettiği veya etmeyi düşündüğü
(nüfusun yaklaşık %21'i) araştırmalarla ortaya konmuştur.


"Başarı için çaba ve dil öğrenmek gerekiyor"
İkinci konuşmacı Dr. Aydın Sayılan ise Türkiye' den gelen göçmenler ile daha önce 1900 lü yıllarda
özellikle Ruhr Havzasına Polonyadan gelen madenci göçmenlerin uyum konusundaki çabalarını
karşılaştırdı. '' Uyumun toplumsal bir mutabakat ve sorumlulukla ve her iki tarafında çabalarıyla
karşılıklı höşgörü ve kabul ile mümkün olduğunu vurgulamalıyım. Almanya fırsatlar ülkesidir başarı
için çaba gerekiyor. Bunun anahtarıda dil öğrenme, sosyal uyumdan geçiyor. Ben bu ülkeye 15
yaşında çırak olarak geldim, üniversite bitirdim ve bir kamu kurumundan emekli oldum, başardım''
dedi.


"Suriye şu anda bir cihatçı bataklığıdır"
Seminerin son gününde ise konuşmacı gazeteci Adnan Aytaç oldu. Aytaç Ortadoğudaki son savaşları,
ABD-İsrail' in İrana saldırısıyla ilgili olarak düşücelerini katılımcılara şu şekilde aktardı; '' ABD o
coğrafyada ve tüm dünyada gelişen güçlerin önünü kesmek istiyor. Bu gelişimi durdurmak için askeri
harcamalara hız verdi ve zorla durdurmak istiyor. Benim karşıma çıkan güçleri bastıracağım diyor.
ABD nin Natoyla birlikte önemli imha hareketleri eski Yugoslavya, Irak, Afganistan, Libya ile başladı,
sonra ise Suriye' ye yöneldiler. 80 ülkeden cihatçıyı Suriyeye getirdiler. Alevileri kitlesel katleden
Suriye şu anda bir cihatçı bataklığıdır. Ükeyi ambargolarla boğdular. Tek engel İran kalmıştı. Yemende
Husiler direnince Yemene karşıda savaş açtılar. Tüm bu süreçte Türkiyeyi yönetenler emperyalistlere
hizmet, saldırılarda yardım etmişlerdir. Neticede kendilerine boyun eğmeyen İranı yok etmek için
yoğun saldırılar başlattılar. Bu uluslararası hukuka asla uymuyor. Sınırlı imkanlarlada olsa insanlar
ABD-İsrail saldırganlığına karşı direniyorlar. Bu saldırganlar Türkiye' ye asla saldırmayacaklar çünkü
Türkiyedeki hükümet-devlet bunların yanında yer alıyor. 1916 da Fransa ve İngiltere Ortadoğuda
sınırları çizdiler hatta sınırlar cetvellerle çizildi. Emperyalistler ülkeleri mezhepsel, ve etnik kimlikler
üzerinden bölerek, küçültüp, yazıflatıp yönetmek istiyorlar.Bu süreçte Avrupa –AB İspanya dışında
hep saldırganların yanında yer almaktadır. İran haklı olarak Körfezdeki ABD' nin askeri hedeflerini
vurmaktadır. ABD ayrıca İrandaki etnik azınlıkları örgütleyip sisteme karşı ayaklandırmak istiyor. Keza
Azerbeycan' dan da İsraile destek veren açıklamalar var. ABD ne yaparsa yapsın eski hegomanya
gücüne ulaşamayavcaktır. ABD Uzakdoğuda da ittifaklar aramakta ve Çin' i kuşatmak için. Savaşa,
kızların gittiği ilkokulu bombalayarak 170 kız öğrencinin ölümüne neden olan, Epstein dosyaları
bulunan zihniyetten insanlık, halkların kardeşliğini sağlamalarını beklemek bir mucizedir, hayaldir
''dedi.
"Güncel ve önemli konuları seçtik"
Semineri yöneten Birol Keskin semineri şöyle değerlendirdi; Seminerler, belirli bir konuda bilgi ve
deneyim paylaşımını amaçlayan, uzman kişilerin yönettiği, konuşmacıların önderliğinde
gerçekleştirilen eğitim ve tartışma toplantılarıdır. Katılımcıların soru sorabildiği interaktif verimli ve
keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Katılımcıların ilgisini çekebilecek güncel konuları seçtik.
Seminerimiz umarım, katılımcılar için kalıcı bir öğrenme ve etkileşim deneyimi sunmuştur. Katılan ve
katkı sunan herkese teşekkür ediyorum '' dedi.
Seminerde, Almanya'nın "göç ülkesi" gerçeğini kabul ettiği, ancak bu göçü daha "nitelikli" ve "kontrol
edilebilir" bir yapıya kavuşturmaya çalıştığı sonucuna varılmıştır.
FAD Semineri katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla son buldu.


 


Seminerin Cumartesi akşamki serbest bölümünde ise Sanatçı-Koro şefi İve FAD yöneticisi İsmet Kılıç
bağlamasıyla solo ve koro halinde Türk Halk Müziğinin önemli deyişlerini seslendirip katılımcılara
müzik dolu dakikalar yaşattı. FAD nin öncülüğünde , İsmet Kılıç ve Korosu 26 Nisanda Duisburgta bir
Ruhi Su anma gününde sahne alacaklar.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —