15703,40%-1,93
44,06% 0,17
51,19% 0,04
7301,06% 1,68
11854,23% 0,00
Başkan Özsoy, Türkiye'nin içine düşürüldüğü durumu değerlendirmiş olduğu açıklamasında:
"Soru: Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye uzun süredir derin bir ekonomik kriz yaşıyor. Bu kriz artık rakamlardan ibaret değil; doğrudan vatandaşın mutfağında, cebinde ve hayat planlarında hissediliyor. Alım gücü dramatik biçimde düştü. İnsanlar maaşlarını aldıkları gün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Gıda fiyatlarındaki artış olağanüstü seviyelere ulaştı. Market alışverişi artık dar ve orta gelirli vatandaş için ciddi bir yük haline geldi.
Taşınmaz fiyatları ve kiralar kontrol edilemez şekilde arttı. Özellikle büyükşehirlerde ve Adana kentlerde gençlerin, yeni evli çiftlerin ya da dar gelirli ailelerin ev sahibi olması
neredeyse imkânsız hale geldi. Kiralar ise asgari ücretin büyük kısmını yutuyor.
Bugün mesele sadece enflasyon değil; mesele geçim sıkıntısının kalıcı hale gelmiş olmasıdır.
Soru: Gençlerin yaşadığı sorunları nasıl görüyorsunuz?
Gençlerimiz iki temel krizle karşı karşıya: Barınma krizi ve gelecek krizi.
Üniversite öğrencileri barınacak yer bulamıyor. Kiralar fahiş, yurt kapasitesi yetersiz. Aileler çocuklarını okutmakta zorlanıyor. Mezun olan gençler ise iş bulamıyor ya da eğitimine uygun bir işte çalışamıyor.
Daha vahimi şu: Gençler artık geleceklerini bu ülkede göremiyor. Yurt dışında yaşamak istemek bireysel bir tercih olmaktan çıktı; bir çıkış yolu olarak görülmeye başlandı. Bu çok ciddi bir toplumsal alarmdır. Bir ülkenin en nitelikli, en eğitimli gençleri başka ülkelerde hayat kurmayı hayal ediyorsa, burada sistemsel bir sorun vardır.
Biz gençlerin umudunu yeniden bu topraklara bağlamak zorundayız. Bunun yolu liyakatli bir sistemden, özgür bir ortamdan ve adil bir ekonomik düzenden geçer.
⸻
Soru: Emeklilerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Emeklilerimiz bugün açlık sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi veriyor. Hayatının 25–30 yılını çalışarak geçirmiş insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu kabul edilebilir değildir.
Emekliler artık torununa harçlık veremiyor, pazara çıkarken hesap yapmak zorunda kalıyor, sağlık harcamalarını ertelemek zorunda kalıyor. Sosyal devlet anlayışı bunu kabul edemez.
Bir ülkede emekli yoksulsa, o ülkede sosyal adalet zedelenmiştir.
Soru: Yatırım ortamı ve işsizlik konusunda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de yatırımcı güveni ciddi şekilde zedelenmiştir. Yatırımcı, öngörülebilirlik ister. Hukuki güvence ister. Kuralların kişiye göre değişmediği bir düzen ister.
Bugün yatırımcıların önemli bir bölümü Türkiye’de yatırım yapmak konusunda tereddüt yaşıyor. Bunun temel sebeplerinden biri ekonomik istikrarsızlık, diğeri ise hukuk sistemine dair güvensizliktir.
İşsizlik ise özellikle genç işsizlik, kronik hale gelmiştir. Üniversite mezunu gençler ya iş bulamıyor ya da düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.
⸻
Soru: Hukuk ve adalet vurgusu yapıyorsunuz. Ekonomiyle bağlantısını nasıl kuruyorsunuz?
Ekonomi ile hukuk birbirinden ayrı düşünülemez. Adaletin olmadığı yerde güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde yatırım olmaz. Yatırımın olmadığı yerde üretim olmaz. Üretimin olmadığı yerde istihdam olmaz.
Bugün Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin temelinde yalnızca yanlış ekonomi politikaları değil; aynı zamanda adaletsizlik ve hukuksuzluk algısı vardır.
Liyakat yerine sadakat esas alınırsa, kurumlar zayıflar. Kurumlar zayıflarsa ekonomi kırılgan hale gelir. Bu nedenle mesele sadece döviz kuru ya da enflasyon değildir; mesele sistem meselesidir.
Soru: Cumhuriyet Halk Partisi olarak çözüm öneriniz nedir?
Bizim yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanıyor:
1. Güçlü Kurumlar ve Hukukun Üstünlüğü
Bağımsız yargı, şeffaf yönetim ve hesap verebilirlik yatırım ortamını iyileştirir.
2. Üretim Ekonomisi
Tüketim ve borçlanma odaklı değil; üretim, ihracat ve teknoloji odaklı bir ekonomik model.
3. Sosyal Devlet
Emekliyi, genci, işçiyi, çiftçiyi koruyan; gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltan bir sistem.
Biz Çukurova’da da Türkiye genelinde de vatandaşın gerçek sorunlarını konuşuyoruz. Suni gündemlerle değil, halkın gerçek gündemi ile ilgileniyoruz.
Soru: Son olarak topluma ne mesaj vermek istersiniz?
Türkiye güçlü bir ülkedir. Ancak güçlü devlet, güçlü kurumlarla olur; güçlü kurumlar ise adaletle ayakta kalır.
Bugün yaşadığımız kriz kader değildir. Doğru politikalarla, şeffaf yönetimle, hukukun üstünlüğüyle ve liyakatle bu ülke yeniden ayağa kalkabilir.
Gençlerin hayalini bu topraklara bağlayacak, emeklinin yüzünü güldürecek, yatırımcının güvenle yatırım yapacağı bir Türkiye mümkündür.
Mesele, tercihtir.
Ve biz adaletten, üretimden ve halktan yana bir tercihin mümkün olduğuna inanıyoruz." İfadelerini kullandı.