14830,95%0,42
43,06% 0,07
50,30% -0,03
6178,72% -0,60
10159,23% 0,00
Halk arasında "tenisçi dirseği" olarak bilinen lateral epikondilit, yalnızca sporcuları değil, masa başı çalışanlardan el işi yapanlara kadar pek çok kişiyi etkileyebilen, yaşam kalitesini sessizce düşüren bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erhan Serin, bu yaygın dirsek ağrısının nedenlerini ve etkili tedavi yollarını anlattı.
Dirsek çevresinde en sık karşılaşılan kas-iskelet sistemi sorunlarından birinin tenisçi dirseği olduğunu belirten Prof. Dr. Erhan Serin, "Bu rahatsızlığın temelinde tekrarlayan ve zorlayıcı hareketler yatıyor. Ön kolu hareket ettiren kasların dirsek dışındaki yapışma noktasında, zamanla oluşan mikro hasarlar önce bir iltihaplanma sürecini, ardından da doku yıpranmasını beraberinde getiriyor" diye konuştu. Ağrı genellikle dirseğin ve ön kolun dış tarafında hissedilir, zorlayıcı hareketlerle belirgin şekilde artar. Toplumun yaklaşık yüzde 1-3’ünü etkileyen tenisçi dirseği, özellikle 30-60 yaş aralığında daha sık karşımıza çıkıyor.
Tenisçi dirseğinin yalnızca spor yapanlara özgü bir sorun olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Serin, "El gücünün yoğun kullanıldığı işler, uzun süreli ve tekrarlayan hareketler, günde bir saatten fazla aynı el-bilek aktivitesinin yapılması tenisçi dirseği riskini artırıyor" ifadelerini kullandı. Özellikle raket sporlarında yanlış teknik, uygun olmayan ekipman ve uzun süreli oyun dirseğe binen yükü artırarak sorunu tetikleyebiliyor. Raket sporlarının yanı sıra okçuluk, kriket, eskrim, golf ve dağcılık gibi branşlar da lateral epikondilit ile ilişkili.
Tenisçi dirseğinde en sık görülen belirtinin dirseğin dış kısmında hissedilen ağrı olduğunu anlatan Serin, "Başlangıçta yalnızca zorlayıcı hareketlerle ortaya çıkan bu ağrı, zamanla kavrama gücünde azalma, el bileğini kullanmakta zorlanma ve ileri evrelerde dirsek hareketlerinde kısıtlılıkla kendini gösterebilir" dedi. Tanının çoğu zaman hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve fizik muayene ile kolaylıkla konulabildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Serin, tedavide temel hedeflerin ağrıyı azaltmak, tendon dokusunun iyileşmesini sağlamak, dirsek fonksiyonlarını geri kazandırmak ve hastalığın tekrarlamasını önlemek olduğunu vurguladı. "Lateral epikondilitte ameliyat dışı tedaviler hastaların yaklaşık yüzde 95’inde başarılı sonuçlar veriyor" diye konuştu. Tedavi sürecinin çoğu zaman aktivite düzenlemesi, istirahat ve kısa süreli iltihap giderici ilaç kullanımıyla başladığını belirtti. Soğuk uygulama, egzersizler, ortezler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli durumlarda enjeksiyonlar da tedavi seçenekleri arasında yer alıyor.
Ağrıyı artıran hareketlerden kaçınmanın önemine dikkat çeken Serin, sporcularda ise 6-12 hafta spora ara verilmesi, spora özgü germe ve güçlendirme egzersizleri ile doğru teknik ve uygun ekipman kullanımının tedavinin başarısını belirleyen temel unsurlar olduğunu sözlerine ekledi.