…
Takvim bir günü işaret ediyor; ama sevgi takvimle çalışmaz. Sevginin ekonomisi yoktur. Enflasyonla artmaz, krizle azalmaz. Sevginin yeri cüzdan değil, yürektir.
Bugün çoğu zaman sevgiyi piyasanın diliyle konuşur hâle geldik. Oysa sevgi ne bir kampanya ürünüdür ne de fiyat etiketine sığar. Çünkü gerçek sevgi, maddi imkânlarla değil, manevi derinlikle ölçülür. Bir çiçeğin değeri fiyatında değil, uzatılan elde saklıdır.
Toplum olarak unutmamamız gereken bir hakikat var: Sevgi, yalnızca iki insan arasında yaşanan romantik bir duygu değildir. Sevgi; insana insanca davranmaktır. Emeğe saygı, kadına hürmet, çocuğa merhamet, yaşlıya vefa göstermektir. Eğer bir toplumda sevgi güçlü ise adalet de güçlü olur. Çünkü sevgi, karşısındakini incitmemeyi ilke edinir.
Ekonomik dalgalanmalar hayatı zorlaştırabilir; fakat sevginin kaynağı dış şartlar değildir. Sevgi, insanın iç dünyasındaki zenginliğidir. Yüreği geniş olanın sevgisi de geniş olur. Yoksulluk kalpte değilse sevgi eksilmez.
Belki de 14 Şubat’ta sormamız gereken soru şudur:
Sevgiyi tüketiyor muyuz, yoksa büyütüyor muyuz?
Çünkü sevgi bir gösteri değil, bir sorumluluktur. İki insan arasında başlar; fakat topluma yayıldığında gerçek anlamını bulur. Sevgi ne enflasyona yenilir ne zamana… Yeter ki biz onu yerinden etmeyelim.
Sevginin yeri piyasalar değil, yürektir.
Ve yürek, paylaştıkça çoğalır.
Not: Bu, benim ömrüm boyunca yakıştırmamdır: Sevginin sahibi kadındır.
