Orhan Pamuk, Yeni Hayat başlıklı romanına 'bir gün bir kitap okudum bütün hayatım değişti' tümcesiyle başlar.
Bir kitap, bir sel gibi gelip, bir insanın zihninde köklenmiş bütün bir hayat algısını kökten söküp sürükleyerek köklü bir biçimde değiştirp dönüştürebilir mi?
Pamuk'un bu düşüncesini içtenlikle ve sarsılmaz bir kavrayışla paylaştığımı itiraf etmeliyim...
Çünkü 'bir gün hayatımızda bir şey olur, ondan sonraki her şey o yüzden olur' diyen biri, Pamuk'un malum düşüncesini nasıl paylaşmaz?
Yalnız bu noktada, 'bir gün hayatında bir şey olacak...' öznenin, kimi nitelikleri bu köklü değişimin karşısında 'durumu belirleyecek' kadar önemlidir...
Pekâla özne o anda, söz konusu edilen o kitapla buluştuğu koşullarda değişim ve dönüşüme zihinsel açıdan hazır mı?
İnsan işte buna hazırlıklı değilse, bir kitap öyle değişimler karşısında bir gramit gibi duran bir özneye hiçbir şey yapamaz...
Değişim karşısında böyle duyarsız bir granitten heykel bike olmaz...
İnsan, başına gelecek ya da yolu kesişecek her şeye karşı değilse de, bunların çoğuna hazırlıklı olmalı...
İti ve insanı gözlerinden anlayanların durumu budur...
O keskin sezgi, derin anlama yeteneği...
Hayranlık duyulası değerdeki odur...
Hiç kimse her şeyi bilemez, ama kimi insanlar her şeyi anlar; değerli yol arkadaşım Dostoyevski'nin de Yeraltından Notlar başlıklı eserinde kulağımıza fısıldadığı gibi...
Kimi insanlar her şeyi anlar...
Bazen geç anlar, ama ziyanı yok, anlar...
Tüm olaylar arasındaki bağlantıları kurar ve birinin bir durum karşısında niçin öyle davrandığını şimdi ya da sonra anlar...
Aptalların 'kandırdım zannı' orada beslenir ve böyle iflas eder.
Öyle ki, birinin bir durum karşısında niçin öyle davrandığını anlamak çok mu gereklidir?
Dostuklar ve sevgili olma durumları sizin için önemli değilse, elbette hayır...
_6.jpg?1532267672754)
