KÖY ENSTİTÜLERİ NOSTALJİSİ

Milli Eğitim Bakanımız, Sayın Ziya Selçuk, Köy Enstitüsü yapılanmasından övgüyle söz etti.
Neydi, Köy Enstitüleri?
Köy Enstitülerinin, sayıca destekçileri kadar çok olmasalar da karşıtları yok değil. Üstelik karşıtların az bir kısmı Köy Enstitüsü kökenli kişiler... Bu az kısım, ağızlarını açtıklarında gırtlaklarından alevler çıkar(dı).
Şimdi, bugün, yıldızı giderek parlayan sayın Milli Eğitim Bakanımız Köy Enstitülerini derinden övmüşken, yetki kendisindeyken, sayın Başkan'ın onayıyla şu Köy Enstitülerini yeniden açsa; kimileri için nostalji, kimileri için muamma, kimileri için komünist yuvası, kimileri için yeryüzü cenneti olan şu 'yapı' gerçekte neymiş, hep birlikte anlasak...
Ne yazık böyle bir şey mümkün değil...
Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından 'efendi' payesi verilen, onun vefatından sonra dövüle sövüle dağ köylerine yol çıkartma işinde bedava çalıştırılan, bir baş hayvanın vergisi olarak üç baş havanı elinden alınan köylüleri köklerinden söküp kentlere sürüklediler çünkü...
Köylü kente gelince ne oldu? Onlar ne köylü olarak kalabildiler, ne de akşamdan sabaha kentli olabildiler!
Bu zaten mümkün değildi; bu, toplumbilimin ortadan kalkması olurdu. Böylece onlar da, bilimin gereği, köylülük vasfını yitirip kısa sürede kentli olamadılar. Çünkü bunun için, öyle böyle değil, en az dört kuşaklık bir kent yaşantısında törpülenecekleri bir zaman mesafesine ihtiyaçları vardı. Zamansa yoktu...
Böylece onlar, banliyölerde zayi oldular...
Şimdi de o tayfa, yani kentlere sürüklenerek ucuz iş gücü haline getirilen talihsizler, mahvedilmiş o ara insanlar, birbirlerinin cesetlerini görmeye koşuyorlar sinema salonlarına. Orhan Gencebay'dan (vazgeç gönlüm), İbrahim Tatlıses'ten (nasıl isyan etmem), Ferdi Tayfur'dan (hadi gel köyümüze geri dönelim) sonra Müslüm (yürüyorum sokaklarda, kimi ağlıyor, kimi gülüyor)...
Fanları kendi çocukları...
Üstelik onların etinden sütünden yararlanmak istiyorlar. Bu pay kavgasında birbirlerine giriyorlar. Köy Enstitüsünü nefretle andıklarına tanık olduğum insanlar şöyle derlerdi: 'Biz, öğrenciliğimizin yanında çalışmak zorundaydık. Kente üniformalarımızla indiğimizde köylü olduğumuz apaçık ortadaydı. Kent çocukları da öğrenciydi, ama onlar sadece öğrenciydi, çalışmak zorunda değillerdi...'
Köy Enstitüleri yok oldu. Bir daha ortaya çıkmamacasına...
Köy Enstitüleri artık salt bir nostalji...