Menü Güney Gündemi
SERDAR ERKAN

SERDAR ERKAN

Tarih: 13.01.2020 20:48

PENCEREMDEN: TMMOB’A BAĞLI ODALAR MERSİN’NİN GELECEĞİ İÇİN ÖNEMLİDİR... -1

Facebook Twitter Linked-in

        Türk Mimar Mühendis Odalar Birliği(TMMOB) Anayasa’nın 135. Maddesi doğrultusunda 6235 sayılı TMMOB yasasına göre kamu niteliğinde meslek örgütleri olarak toplumsal hayatımıza girmiştir. Temel olarak Mühendislik ve Mimarlık mesleği, insanın doğayla çelişki ve mücadelesinden ortaya çıkmıştır. Mühendislik ve mimarlık ,mağara devrinden bugünkü konfora ve her an herkesle iletişim halinde olmamızı sağlayan akıllı telefonlara geliş sürecinde, önemli ve saygın bir meslek olmuştur.

Tekerleği ilk bulan insan da aslında zamanın ilk mühendislerindendi. Ancak, Mühendisliğin bir meslek olarak toplumda kendini kabul ettirmesi sanayi devriminden sonra olmuştur. Sonuç olarak mühendislik ve mimarlık mesleği sürekli olarak kendisini insanın refahını sağlamaya adamış bir meslektir. Bu anlamda özellikle sanayi toplumuna geçmiş toplumlarda daha saygın bir meslektir. Osmanlı döneminde, mimar ve mühendisler, padişahların bilime ilgisine ve desteğine ile tesadüflere bağlı olarak, Mimar Sinan gibi usta çırak ilişkisiyle yetişiyorlardı. Tanzimat Fermanı ile başlayan süreçte “Askeri Tıbbiye, Mühendishane-i Bahriye Mektebi (bugünkü İTÜ)” gibi askeri amaçlarla açılan okullar sayesinde çok sınırlıda olsa, kurumsal anlamda mühendislik altyapısı ve birikimi oluşmaya başlamıştır.

Osmanlı sanayi devrimini ıskalamasının nedenlerini ,Cumhuriyetin önder kadrosu çok iyi analiz etmişti . Cumhuriyetle birlikte Atatürk’ün bilimi ve fenni gerçek yol gösterici görmesiyle, bir çok parlak öğrenci, tıp ve mühendislik dahil, değişik alanlarda eğitim için yurt dışına gönderildi. Bu öğrencilerden pek çoğu Türkiye’ye döndü. Devletin köprü, yol, inşaat ve değişik altyapı projelerinde görev aldılar. Ayrıca 1930’lu yılların başında, yapılan üniversite reformu ile ikinci dünya savaşı öncesi Almanya’dan kaçan üniversite hocaları İstanbul Üniversitesi ve Teknik Üniversite olmak üzere davet edilerek gelmeleri sağlandı. Böylelikle üniversitelerimizde bilimsel eğitim ve mühendislik eğitimi kurumsallaştı. Kapitalist piyasa sisteminin, 1929 ekonomik bunalımının koşullarında, Atatürk’ün çabalarıyla, Devletçilik ilkesinin hayata geçmesiyle, batının vermediği, toplumsal ihtiyaç olan teknolojileri Sovyetler Birliğinin başarılı örneklerinden alarak, cam, tekstil, demir çelik, şeker, vb. fabrikaları açıldı.

Böylelikle, artan mühendis ihtiyacı ile, birçok mühendisin ve mimarın iş sahibi olmasına, mühendislik mesleğinin toplumda kabul görmesini sağladı. 1950’lere kadar meslek kanunu ve güvenceleri olmayan Mühendis ve Mimarlar, dernekler altında örgütlenmişlerdi. Demokrat Partinin ABD ile yaptığı anlaşmalarla, başta karayolları olmak üzere, sağladığı kredi ve hibelerde bir çok önemli mühendislik projesinde, yabancı mühendisler ülkemizde çalışmaya başladı. Ülkemizdeki mühendisler, bu gelişmelere ”nümayişler yaparak” itiraz ettiler. Meslek yasasının çıkması için hükümete baskı yaparak 1954 yılında çıkan meslek yasası ile TMMOB çatısı altında örgütlenmeye başladılar.

DEVAMI YARIN


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —