DOÇ.DR.CENGİS T. ASİLTÜRK

Tarih: 03.12.2018 16:44

ROMAN KAHRAMANLARIM ÜZERİNDEN GERÇEK VE GERÇEKLİK

Facebook Twitter Linked-in

    ROMAN KAHRAMANLARIM ÜZERİNDEN GERÇEK VE GERÇEKLİK

indir_(3)_29

   

   Gerçek hayatla bir gerçeklikler evreni olan filmleri, romanları, tiyatro oyunlarını, örneğin Sait Faik hikâyelerini birbirine karıştırdığım zamanlarım çok olur.

   Eve giderim. Cismani olarak kimse yok. Bu kötü bir şey mi, değil. Belki de çok iyi...

   Jean Valjan kılığına bürünen Victor Hugo gelir oturur karşıma. Kahve içer, laflarız biraz.

   Jean Valjan’dan söz eder bana: “Herhangi bir Batı ülkesinde büyük bir fikir adamı, bir teorisyen olabilirdi. Ezdiler...

  ” Jean Valjan’ın o kötü yazgısı için, aradaki onca yaş farkına karşın Victor Hugo ile birlikte dertlenmek de az lüks değildir. Hatta bir ayrıcalıktır...

   Der ki bana Hugo, “düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?

  ” Anlarım.

  Şeyh-i San’an gelmiştir. Mantıku’Tayr içinde dolaştığım ilk gençlik günlerimde büyüsüne kapıldığım kudretliler kudretlisi o büyük anlatıcı Feridüddin Attar’ın Şeyh-i San’an’ın’ı...

   Fante! John Fante! Toza Sor’arız! İnsanın hiçbir öneminin kalmadığını artık nihayet bir iyi anladığımız gecenin sonsuz dinginliğinde...

   Kafamın içinde dolaşan yaşantı kesitlerinin, diyalogların veya epizotların hangilerini bizzat yaşadığımı, hangilerinin benim hayatıma anlatılardan (filmlerden, romanlardan ve hikâyelerden) girdiğini ayırt edemediğim şakacı zamanlarım...

   İnsanların eserlerinden söz etmeleri hoş karşılanmaz, bilirim... Kendi eserleri hakkında söz almaları sevimsiz bulunur, bilirim...

   Belki bir yere kadar kabul edilebilirim ben bunu, ama asla anlamam. Anlamadığımız halde kabul etmemiz anlamayanın nobranlığına bir zarafet gülümsemesidir kabul edişimiz, kabullenmemiz.

   Bir roman yazarının hayatındaki en önemli kişilerdendir roman kahramanları. Yazar onlarla konuşmayacak, kimle konuşacaktır?

   Onlar hakkında konuşmayacak, ne hakkında konuşacaktır? Sözü çok uzattım...

   Yarın, 4 Aralık 2018 Salı... Yarın ben, saat 20.00’da, Taşlık Sahaf Kahvede romanlarımın kahramanlarını bir kez daha yaşıyor, yaşatıyor olacağım.

   Eğer elimde olsaydı, tüm büyük roman kahramanlarını, romanda eksiltili bırakılmış ve ustaca gizlenmiş yönleriyle onları yaratan, onları yakından tanıyan, onları en yakından tanıyan yazarlardan dinlemek isterdim.

   İnce Memet’i, Yaşar Kemal’e onun hakkında sorular sorarak da kim tanımak istemezdi ki?

   Bir Gün Tek Başına’nın kahramanı Kenan’ı Vedat Türkali’den, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün Hayri İrdal’ını Ahmet Hamdi Tanpınar’dan...

   Ben yarın, Özgür Güneyli’yi, Eylül Kümülül’ü, Zeynep Güneyli’yi anlatacağım.

   Bunlar nasıl insanlardır? Özgür’ün hayat karşısındaki pasifliğinin kaynağında neler var?

   Güzelim dünyada 139 yıl yaşayan, roman bittiğinde daha ne kadar yaşayacağı bilinemeyen, kendini neredeyse sıfırdan var eden Koca Adam’ın sert ve acımasız mizacının, delişmen inadının kaynağı nedir?

   Çılgın ihtiyar kadın İguana, bir kez gençliğinde ayna görüp yıllar sonra bir aynaya bakınca artık sonsuz güzelliğini yok olduğuna dayanamayan Güneşyanığı, onun güzeller güzeli kızı Yosunkız...

  On farklı kişiliği bedeninde ve zihninde yaşayan Muleta’nın Günay Diker’i...

   Suret romanındaki o soylular soylusu ve Suretçiler Şahı Zekeriya Efendi, onun misyonunu ölüm döşeğinde bile geleceğe aktaran Rüstem Efendi.

   Her romanımda çok fazla önemli kahraman vardır. Hayatım boyunca derin bir yalnızlık içinde yaşarken, romanlarımı yazarken, çalışırken, sık sık yenilirken onlarla konuşarak giderdim yalnızlığımı. Onlarla kurduğum dostluk benim için önemlidir.

Cengis Asiltürk


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —